Oslo - Stokholm tren yolculugu...

Su anda kizim R ile birlikte trendeyiz. Sabah yol için biraz sigara böreği pişirdim. Onlari yiyerek kahvaltimizi yaptik trende. Yan komsum Gypsy de iki haftalik ogluyla bizi yolcu etmeye geldi tren garina. Şimdi ben blogumu yazarken kizim da son zamanlarda cok ilgisini ceken etobur bitkiler ile ilgili bir belgesel izliyor.


Gunesli bir agustos gunu yine yollardayiz yani. Yine yollardayiz derken yanlis anlamayin sikayeyci degilim. Her daim göçebe olmayi; bana ait olan ve benim ait olduğum bir evim olmaması duygusunu sevmesem de yolculuk etmekten genel olarak keyif alan biriyim. Yolculuk etmek ruhuma iyi geliyor. Ama her yolculuk da ayni degil. Ucakla yolculuk etmek cok pratik, cok hizli ve pek bir ruhsuz. Otobüsle yolculuk etmek pek rahatız edici. Ama tren oyle değil. Nedendir bilmiyorum yolculuklarin en garibani en hüzünlusu tren yolculuklari gibi geliyor bana.

Oslo ile Stokholm arası muhteşem bir doga var. Yemyeşil orman, onlarca göl ve nehir. Masallardan çıkmış gibi bahçeli evler. Camdan dışarı bakarken gördüğüm her evin bir ahalisi ve her ev ahalisinin bir hikayesi var. Tren yolu boyunca evi olanlar her gün bir trenin camindan hikayelerini bilmeyen insanlarin gozune misafir oluyorlar. Coğrafya dersinde bahsedilmiyor bu misafirlerden.


Şimdi R resim yapmaya başladı bense düşüncelere daldim. Camdan disariyi seyrederken aklımda hep aynı sorular, aynı kaygılar var. Benim de bir evim olacak mi acaba? K ile hayatimiz ne zamana kadar boyle devam edecek? Insan ne olacağını bilmek istiyor. Pazartesi okul başlıyor. Herşeyin hayırlısı olsun.



Akşam saat 19.00 da R ile Stokholm merkez istasyonunda olacağız.

Yorumlar

Popüler Yayınlar